
Yer Kenya, başkent Nairobi. “Kibera” ismini tasıyan bir gecekonduda Kenyalı çocuklar kendi çaplarında top ve kale yapıp top oynarlardı. Kenya halkının hemen hemen tamamı siyahi ve fazla yabancı bulunmaz. Bir tane beyaz ten rengine sahip olan bir çocuk vardı aralarında, Kibera’nın puslu ve karanlık sokak aralarında top pesinde koşturan. Bahsi geçen dönem 2000′li yılların basıydı henüz.
O “beyaz” çocuk Isveçli bir öğretim üyesinin oğluydu. Mike Guidetti’nin oğlu John’du.
John Nairobi’de futbol okullarında ve akademilerde de yer alıyordu, zira genel Kenya halkıyla kıyasla yurtdışından geldiği için aile geliri ve malvarlığı daha fazlaydı ve akademi bedelini ödeyebilecek bir aileden geliyordu. Babasının işi bittiğinde Kibera’daki arkadaşlarına veda etmek zorunda kaldı genç John. Kenyada kaldığı iki dönem içerisinde(3-6 ve 10-12 yas arası) özellikle ikinci dönemde yaşamın zorluklarını gören John’un amacı açıktı. “Futbolcu olmak.”
Ülkesine dönünce John ülkesinin profesyonel kulüplerinden Brommapojkarna’da futbol oynamaya başladı. Fakat orada fazla kalmadı ve 2008 yılında peşine Avrupa’nın dev kulüplerini taktı. Dedesi Italyan, anneannesi de Brezilya kökenli olan John Guidetti’nin peşine bir çok Italyan ekibi düşmesine rağmen o tercihini Manchester City’den yana kullandı.

2009/2010 sezonunda ilk kez A takım deneyimi yaşadı, eski takımı Brommapojkarna’ya kiralanarak. Çıktığı 7 maçta 3 gol 4 asist yaparak epey etkili oldu. 2010/2011 sezonu hazırlık döneminde ilk kez Manchester City’de A takım ile birlikte antrenmanlara çıktı ve Amerika’ya hazırlık kampına gitti. Amerika’da Sporting Lizbon ile oynanan hazırlık maçında A takımda ilk kez süre aldı. 22 Eylül 2010 tarihinde ise West Bromwich Albion ile oynanan League Cup maçında ilk kez ilk 11′de sahaya çıkan Guidetti maçtaki tek golün asistini yaptı. Sonrasında Burnley’e bir aylığına kiralandı, ocak ayında Manchester City’e tekrar döndü, takımın UEFA Avrupa Ligi kadrosuna dahil edilmesine rağmen o sezon A takım düzeyinde bir daha süre alamadı.
2011 yılında Manchester City ile olan “amatör” sözleşmesi sona eren Guidetti’nin Twente ile sözleşme imzaladığına dair haberler çıktı. Hollanda’da sağlık kontrolünden geçen Guidetti Twente ile sözleşme imzaladı. Fakat sonrasında vazgeçen Guidetti avukatları aracılığıyla sözleşmeyi geçersiz duruma getirmeye çalıştı. Manchester City sözleşme fesih bedelini Twente’ye ödeyerek Guidetti’yi 3 yıllığına yeniden renklerine bağlayarak sorunu çözdü. Guidetti, transferin son gününde süre alması gerektiği düşünülerek Feyenoord’a kiralandı. Ve işte o gün, Guidetti efsanesinin başladığı gündü.

Guidetti o günden bugüne ligde 16 maça çıktı. 18 gol attı. “Super Guidetti” lakabını elde etti, peşine bir çok büyük takımı taktı ve Twente, Ajax gibi takımlara karşı hat-trick yaparak tarih yazdı. Hollanda liginde bir sezonda 3 kez hat-trick yaparak ismini van Basten ve Cruijff gibi efsanelerle aynı cümlede kullandırmaya başladı. Üst üste üç iç saha maçında hat-trick yaparak bir ikinci lakap daha elde etti. “Threedetti”.
Fakat Guidetti henüz çok genç, 19 yasında, ve bundan kaynaklanan aptallıkları da oluyor. RKC Waalwijk ile oynanan maçta kötü bir maç çıkaran takımını ikinci yarıda 1-0 öne geçiren Guidetti gol sevinci sırasında formasını çıkardı. Buraya kadar normal, değil mi? Buyrun olayı izleyelim.
“Hayatımın en kötü anı” diyor Guidetti bu an için. Bir sonraki PSV mücadelesi böylelikle yalan oluyordu. O maçı ve öncesini izleyen Erik Hamrèn için ise gördükleri yeterliydi. Guidetti Hırvatistan ile Isveç arasında gerçekleşecek hazırlık maçı için ilk kez Isveç Milli takımına çağrılıyordu. Dün oynanan maçta Guidetti 45 dakika forma giydi, Isveç maçı Zagreb’te 3-1 kazanmayı bildi.

Manchester City teknik heyeti antrenörlerden biri olan David Platt aracılığıyla Guidetti’nin geleceği ile ilgili net sinyaller verdi. Platt verdigi bir demeçte “Guidetti çok yetenekli ve büyüleyici bir oyuncu. Önümüzdeki sezon onu denemek ve ondan yararlamak istiyoruz” diyerek Guidetti’nin önümüzdeki sezon yeniden takımına döneceğini belli etti. Bu, onun en az bir sezon daha Feyenoord’da kalması için kampanya başlatan Feyenoord’lu taraftarlara kötü bir haber oldu.
Guidetti geçmişini de unutmadı. Kenya’da bir futbol okulu açan Guidetti en kısa zamanda Kenya’ya gidip oraya bol bol futbol malzemesi götürmek istediğini söyledi. Mesajı gayet netti. “Onlar için dünyanın en iyilerinden biri olmak istiyorum. Onlar için şu anki yaptıklarım ve yapacaklarım ileride yapacaklarımın yanında hiç birşey”.
Gelelim Guidetti’nin saha içi özelliklerine. Özgüveni inanılmaz yüksek bir oyuncu, genç yaşta sorumluluk duygusunu iyi biliyor, özellikleri her türlü Ibrahimovic’i andırıyor diyebilirim. Bitiriciliği muazzam, kuvvetli ve oldukça esnek bir oyuncu. Aerobik özellikleri üst düzeyde. Bir santrfor, yani bir “9 numara” için en önemli özelliklerden biri olan pozisyon bilgisi ve skor özelliği çok iyi. Attıgı 18 golün yadsınamayacak bir bölümü penaltılardan fakat ben kişisel olarak her zaman şunu savunurum. “Penaltılar bir oyuncunun ve özellikle bir forvetin bitiricilik özelliği açısından aynadır.”

Saha içinde çok hareketlidir, savunmaları yıpratır, takım arkadaşlarına alan yaratır, kısacası çok önemli bir forvet olmaya adaydır Guidetti. Peki eksik yönleri yok mu? Tabii ki var. Hava hakimiyeti boyuna rağmen(1.85) çok iyi sayılmaz, ayrıca muhtemelen gençliğinden kaynaklanan bazı önemli tercih hataları var. Geliştiremeyeceği özellikler değil bunlar, zira Guidetti daha çok genç. Bu yaşta Isveç milli takımına çağrılması, gol ortalamasının 1′in üzerinde olması ve inanılmaz özgüveni bile onun ne kadar yetenekli ve potansiyelli bir oyuncu olduğunun göstergesi. Bayern Münih ve Inter gibi takımlar şimdiden pusuda. Peki Guidetti’nin geleceği ne olacak? Çok yakınen takipteyiz..

Guidetti Held