Beslemeler:
Yazılar
Yorumlar

Chelsea şampiyon oldu, muradına erdi, kabak Tottenham’ın başına patladı. Siyah-Beyazlılar Chelsea’nin kupa zaferiyle birlikte Avrupa Liginde oynamaya mahkum oldu, zira prosedür gereği bir ülkeye öngörülenden fazla vize verilmiyor. Tottenham 4.ön elemeden başlayacağından Tottenham’ın gidişiyle birlikte durumu dengelemek için 3. ön elemeden(şampiyon olmayanlar)  iki takım(S.Moskova ve Braga) direkman 4.ön elemeye alınıyor. Bu durumda 3.ön elemedeki takım sayısı 10′dan 8′e düşüyor, takımları inceleyelim.

3.ön elemeden girmeyi şu ana dek garantileyen 5 takım arasından en yüksek puana sahip olan 2. takım Fenerbahçe. 4 takım seribaşı oluyor(8 bölü 2, mantıklı hesap). Durumu belirsiz olan 3 ülke var. Daha önceki yazımda belirttiğim gibi bunlar(parantez içinde elemeye katılacak olan takım) Romanya(lig ikincisi), Yunanistan(play-off grubu şampiyonu) ve Danimarka(lig ikincisi). Romanya’da yarış içinde olan takımlar arasında en yüksek puana sahip olan ekip Steaua Bükreş ve onların puanı bile Fenerbahçe’ye yetmiyor. Yunanistan’dan Panathinaikos ve Danimarka’dan Kopenhag  eleme oynamaları durumunda Fenerbahçe’nin önünde yer alacak ekipler fakat Fenerbahçe zaten şu anki duruma göre iki takıma geçilme lüksüne sahip. Yani seribaşı olmayı garantiledi sarı-lacivertli ekip. Bu durumda torbalar nasıl şekillenir? Mevcut lig durumuna göre bir değerlendirelim(takımlar katsayı puanına göre sıralandırılmıştır).

Seribaşları : Dinamo Kiev, Panathinaikos, Fenerbahçe, Club Brugge
Seribaşı olmayanlar : Vaslui, Feyenoord, Motherwell, Nordsjaelland

Peki sonrası ne olacak? 4.ön elemede(şampiyon olmayanlar) 10 takım olacak, herşey normale dönecek. 3.ön elemeden 2 takım kaydırıldığı için orada zaten 6 garantileyen takım mevcut. Geri kalan 4 takım 3.ön elemeden gelecek. 4.ön elemede Fenerbahçe’den daha az katsayı puanına sahip olan 4 takım var bile(lille, udinese, gladbach ve malaga). Daha fazla puana sahip olan da 2 takım var. Bu durumda Fenerbahçe’nin ön elemelerden gelen en az 1 takımı katsayı puanı olarak altına alması gerekiyor. Yani önceki hesaba göre durumu belirsiz olan 2 takıma değil en fazla tek takıma geçilmesi gerekiyor. Peki bu nasıl olur? Yine Danimarka ve Yunanistan’a bakacağız. Yunanistan’da pazar günü oynanacak Panathinaikos – AEK maçı final niteliği taşıyor.  Panathinaikos’a beraberlik yetiyor ve bu durumda Fenerbahçe’nin Danimarka ikincisine katsayı puanı olarak geçilme lüksü kalmıyor. Meali, Kopenhag’ın ikinci olmaması gerekiyor. Danimarka’da ligin bitimine iki hafta kala Kopenhag ve Nordsjaelland diğer rakiplerinden kopmuş durumdalar. Kopenhag 1 puan farkla lider, yani işler şu an için yolunda gibi gözüküyor. Lig 25 mayısta bitiyor. Fenerbahçe seribaşı olursa veya olmazsa rakipleri kim olur? Hali hazırdaki duruma göre sıralayalım.

Seribaşı olursa : Udinese, Lille, Monchengladbach, Malaga ve ön elemelerden gelen bir takım(örn. Club Brugge)
Seribaşı olmazsa : Braga, S.Moskova ve ön elemeden gelecek olan katsayı puanı daha yüksek olan 3 takım (örn. Kopenhag, Panathinaikos ve Kiev)

4. ön eleme hesabı su an için çok komplike. Mayıs sonunda daha somut açıklamalarla netleştirilir olay. Fakat şu an için durum bu. Kupayı Bayern kazansaydı 4.ön eleme için yaptığımız hesabı 3.ön eleme için yapacaktık ve 4.ön eleme için de Temmuzdaki eleme maçlarını bekleyecektik ki o çok daha zor bir yoldu. Bu durumda Drogba ve arkadaşlarına teşekkür ederiz..

Fenerbahçe ve Ön Eleme yolu..

Galatasaray beraberliğinin ardından Fenerbahçe’nin Türkiye ikincisi olarak Şampiyonlar Ligine 3.ön eleme turundan giriş yapacağı netleşti. Akla şu soru geliyor. Rakipler ne olacak? Avrupada olunmayan sezonun etkisi ne olacak? Şimdiden uyarmalıyım, yazının bundan sonraki bölümleri kafa karıştırıcı olabilir, konsantre olup okumak gerekiyor..

3.Ön Eleme Turuna katılacak takımların çoğu belli. Fenerbahçe “şampiyon olmayanlar” bölümünden, yani daha üst seviyedeki liglerin ikinci/üçüncüleriyle aynı yerden girecek turnuvaya. 10 takım birbiriyle eşleşecek ve 5 eşleşmeden galip gelen 5 takım dördüncü ve son ön eleme turuna yükselecek. O 10 takımdan 7′si belli. Bunlardan üçünün(Braga, Kiev, Spartak Moskova) puanı Fenerbahçe’den yüksek. Üçünün(Brugge, Motherwell, Feyenoord) de kesin olarak daha düşük. 5 seribaşı olacağından Fenerbahçe’nin seribaşı olması için o kalan 3 takımdan en az ikisinin puanının Fenerbahçe’den düşük olması gerekiyor.

O üç takımdan ilki Romanya ikincisi. Romanya’da dört takımın ikinci olma ihtimali var, fakat en puan olarak en iyisi olan Steaua Bükreş’in puanı Fenerbahçe’nin altında. 

Bir diğer seçenek ise Danimarka liginin ikincisi. Danimarka’da Kopenhag ve Nordsjaelland takımları şampiyonluk için çekişiyor. Kopenhag’ın avrupa puanı Fenerbahçe’den yüksek, Nordsjaelland’ın ise puanı Fenerbahçe’ye göre çok düşük. Danimarka ligi ikincisi 3.ön elemelere katılacak ve bunun Nordsjaelland olması Fenerbahçe için çok daha iyi olacak. Bu iki takımı baska geçecek takım kalmadı. Ligin bitimine iki hafta kala Kopenhag 1 puan farkla lider. 

Son ihtimal ise Yunanistan’dan gelecek takım. Olympiakos lig şampiyonu oldu ve dörtlü bir play-off grubunun şampiyonu olacak olan takım ön elemelere girmeye hak kazanacak. Panathinaikos bugün PAOK’u yenerek bitime iki maç kala avantajı eline aldı. Diger iki takım ise Atromitos ve AEK Atina. Burada da sadece Panathinaikos Avrupa puanı olarak Fenerbahçe’ye göre üstün.

Fenerbahçe’nin seribaşı olması için iki seçenek var. Ya Nordsjaelland Danimarka ikincisi olacak, ya da Panathinaikos harici bir takım Yunan ligi play-off grubunu kazanacak. Cevabı ne zaman alırız? En geç 25 Mayısta. Kayıp sezonun etkisi? Oldukça büyük. Trabzonspor’un Avrupa’da bu yıl aldığı puan 11. Fenerbahçe’nin şu anki puanının(41) üzerine 11 koyulsa seribaşı olarak yeri garantiydi. Simdi baska takımların eline bakıyor.

Gelelim bir sonraki aşamaya. Fenerbahçe’nin Avrupa puanı 41. 4.ön eleme turunu garantileyip Fenerbahçe’den düşük puana sahip olan 4 takım var. Udinese, Lille, Malaga ve Borussia Mönchengladbach. Daha yüksek puana sahip olan da bir takım var. O da Tottenham. Fakat Tottenham’ın Şampiyonlar Ligi’ne dahil olma durumu henüz netleşmiş değil. Chelsea bu yılki Şampiyonlar Ligi’ni kazanırsa Tottenham yoluna mecburen UEFA Avrupa Ligi’nden devam edecek. Zira UEFA kuralları gereği bir ülkeye önceden öngörülenden daha fazla hak tanınamaz ve bu nedenle o ülkeden bir kupa sahibi(Ş.Ligi veya Avr.Ligi) çıkarsa o ülkenin sıralamasına göre Şampiyonlar Ligine yollayacağı son takım (hak ettiği) turnuvaya giremiyor. Bu da lig dördüncüsü Tottenham oluyor. Fenerbahçe seribaşı olmasa bile Tottenham ile eşleşmeyebilir anlamına gelir bu. Fakat böyle bir durumda UEFA ne yapar, ne tür bir çözüm üretir, prosedür neyi gösterir, orası bilinmez, net bir açıklamaya denk gelemedik.

Tek bir gerçek var. Eğer ki 3.ön elemede bir seribaşı elenir, Fenerbahçe de o elemeyi geçerse 4.ön eleme turunda sarı-lacivertli ekip seribaşı olacak. Düşük ihtimal olsa da 3.ön elemede seribaşı olmayıp 4.ön elemede olma ihtimalide mevcut.

Özetlemek gerekirse, Fenerbahçe’nin 3 ve 4.ön elemede belli olan muhtemel rakipleri.

Seribaşı olursa(3.ön eleme): Motherwell, Feyenoord, Romanya ikincisi ve (Club Brugge/Nordsjaelland/Yunanistan play-off lideri) üçlüsünden ikisi

Seribaşı olmazsa(3. ön eleme) : Sporting Braga, Dinamo Kiev, Spartak Moskova, Panathinaikos, Kopenhag

Seribaşı olursa(4.ön eleme) : Udinese, Gladbach, Malaga, Lille ve 3.ön elemede seribaşı olmayan bir takım

Seribaşı olmazsa(4.ön eleme) : Tottenham(belirsiz) ve 3.ön elemeden gelecek seribaşları

4.Ön Elemeyi şu anda düşünmek dereyi görmeden paçayı sıvamak gibi olur. Asla iyi bir öğretmen olamam ama elimden geldiğince açıklamaya çalıştım durumu.

İnce İnce……

Bu “ince ince” sözlerini çok duyduk bu sene.. Bürokratından duyduk, vekilinden duyduk, bakanından duyduk, yöneticisinden duyduk, duyduk ta duyduk.. Bunlar söylem ama.. Söylemin dışında “ince ince” çalışanlar da var.. Kara cübbe giyerler genelde..

Hakemlerin yönetimlerinde hatalar olacak.. Birileri hata ile kazanıp birileri hata ile kaybedecek.. Bunlar futbolun doğal akışında olan şeyler.. Hep olmuş, hep olacak şeyler fakat bu iş tek yönlü olursa can sıkar.. Sıktı da..

Normal sezon durumu malum.. Penaltı+kırmızı kombinasyonu çok revaçtaydı sarı kırmızılı takım adına.. Aslında bu olay Karabük’ten sonra başladı.. Muslera’ya kırmızı kartı gösteren Bünyamin Gezer hakemliği bıraktı(rıldı).. İşte bu söylemdeki “ince ince” nin yansımasıydı.. Herkes akıllı, herkes önce kendini düşünür.. Bu net bir mesaj.. Bu sezonun “bazı güçler” tarafından nereye dönük olmasının sinyali.. Akıllı adamlar hakemler.. Neler görmüşler, neler geçirmişler.. Sinyali almazlar mı, alırlar tabi.. Gelsin penaltı+kırmızı kombinasyonları.. Çatır çatır..

Halis Özkahya çıktı.. Sinyali alıyor ama basiretsiz, yorum özürlü, futbolu bilmeyen, hakem olması sadece Allah’ı var güzel yüzüne borçlu bir zat.. Eskiden öyle bir uygulama vardı zira.. Eski çok bilindik bir hakem, o zamanın MHK üyesi bana demişti.. “Erdal’ım 1,85 boyun var, fiziğin çok iyi, temiz de yüzün var.. Aileden de futbolun içinde insansın gel seni hakem yapalım !”.. Ben bu sözü işitmiş adamım 2001 yılında.. Şaka değil vallahi harbi söylüyorum.. Bu lafları işittim.. Hakem olma nedenlerinden biri bu yani..

Neyse konuya dönelim, Halis Özkahya Galatasaray’a kırmızıları verdi ya, yandı gülüm keten helva.. Haftalarca maç verilmedi.. Aynı Halis Özkahya ligin devam eden kısmında Eskişehir deplasmanımıza geldi.. Dayak yedirdi sahada.. Sahada milyon defa duyduğumuz ve milyon defa duyacağımız, olayın iç yüzünü bilmeyenler için “olur mu ya” diyecekleri ama o biraz çimin kokusunu bilen insanlar için “çok basit” denebilecek “hassiktir ya” sözüne kırmızı kartı ve üç maç cezayı da veren hakem.. Rezalet maç yönetmesine rağmen ertesi hafta cezaya değil ödüle, yani Sivas-Galatasaray maçına giden oldu.. Al sana “ince ince” iş yapmanın ödülü..

PFDK/Tahkim kararlarını zaten hiç saymıyorum.. Ama dur değinelim, tendona basanların bir maç, “hassiktir ya” diyenlerin üç maç, “seninde a… k…, buraya gönderenin de a… k…” diyenlerin tecilen içinde bir maç aldıkları yerler.. Hey yavrum hey..

Abitoğlu geldi, tekme atın dedi.. E tabi alanen demedi, sinyali alıyor akıllı adam ne olacak, tekmelere cezayı kesmez isen futbolcu hakemden şeytan, devaaaammm sinyalini alır.. Olmadı ama.. Herşeye rağmen aldı çocuklar maçı..

Son perdede, neden bu sene önemli maçlara “gözbebeğimiz(!)” Cüneyt Çakır’ın neden verilmediğini anladık.. O da kurnaz, alıyor sinyali.. “Yatın” diyor eyyy Galatasaray’lı oyuncular.. Onlar zaten yatar, hiç yadırgamam.. Sen yolu vermişsin yatmaz mı, yatar..

Aktif 4:52, totalda 11:46 saniye topla oynayan Muslera var sahada.. Gerisini varın siz hesap edin..

İnce ince dedik ya, dediler ya sezon başında beri.. İşte “ince ince” lerin durumu budur..

Ne güzel memleket be..

“Yeni Türkiye” adı ayrıca..

Bilmeyenlere ayık olun derim..

Haydi hayırlı uykular “Yeni Türkiye’m”..

Saygılarımla..

Bir Garip Hikaye

momko

Yukarıdaki  fotoğraf  geçen  pazar  oynanan  Fenerbahçe – Beşiktaş  derbisinde  maçtan  sonra çekilmiş.

Fotoğraftakilerden  ortada  olan  Beşiktaş  U18  takımının  kaptanı  stoper  Burak  Yılmaz , en  sağdaki  İstanbul  Bld  A  takımında  oynayan  solak  Enver  Cenk  Şahin.

Bu  fotoğrafı  Burak , sosyal  medyada  paylaşınca  Beşiktaşlı  taraftarlar  çok  kızdı  ve  bu olayda  yönetimlerinin  kulağına  gitti  ve  Beşiktaş , Burakla  yollarını  ayırdı.

Burak  94  doğumlu  bi  oyuncu. Geçen  seneye  kadar  aktif  olarak  milli  takım  kadrolarında yer  almış  bi  oyuncu.

Kendisini  daha  önce  izleme  şansım  olmadı  ama  Beşiktaşlıların  bahsettiğine  göre  potansiyelli  bi  oyuncuymuş .

Fenerbahçe  sevgisi  uğruna  kulübünden  gönderilen  Burak’a  kulübümüzün  sahip  çıkması  gerektiği  görüşündeyim…

Yine  fotoğrafta  bulunan  Cenk’e  kulübü  bi  yaptırımda  bulunmadı  çünkü  İstanbul Bld’ye  ileride  olası  transferinde  para  kazandırabilecek  potansiyelli  bi  oyuncu . Cenk  profesyonel  bi  oyuncu bu yüzden  tuttuğu  takımın  maçına  gitmesini  yanlış  bulsamda , Cenk  gibi  potansiyelli  bi  oyuncunun  Fenerbahçeli  olması  sevindirici.

Yine  Cenk’de  94  doğumlu , U19  milli  takımda  da  oynuyor . Sol  açık , sağ  açık  ve  sol  bekte  görev yapabiliyor . Bu  sezon  ilk  defa  süper  ligde  oynadı. 2  maçta  toplam  16  dk görev yaptı ve  1  asisti var . A2  liginde  de  bu  sezon  9  maçta  3  gol  attı . Milli  takımda  ise  bu  sezon  11  maçta  4  gol  attı.

Cenk  delici , topla  dribblingi  iyi  olan ,  skora  katkı  yapabilen  bi  kanat  oyuncusu . Kalitesini  zekasıyla  birleştirdiği  zaman  daha  da  iyi  olacaktır .

İstanbul Bld’de  göstereceği  performansa  göre  ileride  takıma  katılmalı . Zaten  1-2  sene  öncesine  kadar  teklif  yaptığımız  bi  oyuncuydu  ama  İstanbul  Bld  takımda  tuttu.

La Liga’ nin Direnişi

Son aciklanan rakkamlara gore, Ispanya Avrupa Birliginde issizlik orani en yuksek olan ulke, calisma potansiyeli olan vatandaslarin 23,6% issiz. Devlet yardimi icin basvuranlarin sayisi da buna orantili gun gectikce artiyor, ulke 2009′ dan sonra tam toparlanmaya baslamisken, simdi tekrar ekonomik krizin tam ortasinda buldu kendini. Oyle ki; esi benzeri olmayan bir sekilde, insanlar bazi yerlerde bir urun alirken, onu parayla degil, baska bir urune karsilik takas etmeye basladilar.

Hal boyleyken Ispanyollar’ in tek avuntusu futbol. Ve tabi ki bu sene Avrupa Kupalarinda firtina gibi esen takimlar. Her ne kadar Real ve Barca herkesin bekledigi finali gerceklestirememis olsalar da, Avrupa Ligi’ nde Atletico Madrid ve Athletic Bilabo bunu bir nebze telafi ettiler.

Ancak bu basariya ragmen, halinden memnun olmayan bir sektor var – medya. Ozellikle ulke icinde maclari yayinlayan sirketler (LaSexta, Mediaset, GolTV), artan giderlerden ve azalan gelirlerden sikayetci. Buna en somut ornek de ulkenin en buyuk iki yayinci kurulusu Antena 3 ve Mediaset’ in, onumuzdeki yayin ihalesine katilimlarinin supheli oldugu. Iki sirketin katilma sarti, ihale bedelinin su ankinden iki kat daha dusuk olmasi.

Bunu istemelerinin nedeni de cok basit: azalan gelirler. Antena 3′ un raporuna gore sirketin gecen seneki gelirlerinde tam 14% oraninda bir azalma oldugu goruluyor, parasal olarak bu 93,4 milyon euro. Mediaset ise rakkam vermekten kaciniyor, ancak onlar da reklam gelirlerinin beklenenin cok altinda oldugunu soyluyorlar.

Her ne kadar Ispanya dunya futboluna 2008′ den bu yana hukmetse de, yayincilar sahadaki basarilari saha disina tasiyamiyorlar. Milli Takimin Avrupa ve Dunya Sampiyonlugu; Barcelona’ nin inanilmaz basarisi bir turlu medya icin istenilen o kazanca donusemedi.

Antena 3′ un CEO’ su Silvio Gonzalez’ a gore spor musabakalari reyting olarak adeta bir canavar gibi, ancak bu reytingi maddiyata dokmek o kadar kolay degil. Ona gore sorunlardan biri de 15 yillik bir kanun. Bu kanuna gore haftada bir mac acik kanaldan yayinlanmali.

Mesela La Liga’ nin rakibi Premier League icin boyle bir olay yok. Rupert Murdoch’ un sirketi BSkyB’ yle 20 yildir cok iyi bir ortaklik icinde olan Premier League’ in durumu cok daha parlak. Oyle ki, 2009′ da gerceklestirilen ihalede, 2010-2013 donemi icin BSkyB tam 1,9 milyar euro odedi. Ancak sirket bir sezonda yaklasik 115 canli mac yayinliyor, Ispanya’ da ise bu sayi cok daha az.

Ote yandan ESPN de Premier League’ den yayinlayacagi 23 mac icin 193 milyon euro odedi. Ispanya’ da ise 38 mac icin La Sexta kanali 60 milyon odedi. Yani hem daha fazla mac, hem daha az para.


Bu duruma bakilinca ve Ispanya ekonomisinin son yillarda ki kotu gidisine bakilinca, Ispanyol kulupleri ellerindeki degerli oyunculari da satmak zorunda kaliyorlar.

La Liga’ da oynayan bazi oyuncularin avukatligini yapan Rodrigo Garcia, bu konuyla ilgili soyle diyor: “Oyuncular gercekten endiseli, cunku oynadiklari kuluplerin durumlari iyi degil. Bu da dogal olarak sozlesmelerle ilgili problemler yaratiyor. Acaba primler, maaslar zamaninda yatacak mi, yoksa gunden gune daha fazla mi gecikecekler? Bunu soylemek zor. Ancak su bir gercek ki, yayinci kuruluslarin da durumlari iyi degil, bu da kuluplere cok kotu yansiyor.”

Dogal olarak da kendini kulubunde guvende hissetmeyen oyuncu da oradan ayrilmayi dusunuyor. Her ne kadar Ispanyollarin kendi ulkelerinin disina cikmalari pek rastlanan bir durum olmasa da, bu son yillarda degisti. La Liga’ nin iki onemli yuzu, David Silva ve Juan Mata, Ingiltere’ nin yolunu tuttular ve gayet de basarililar.

Ote yandan kapida bir tehlike daha var. Ingiliz medyasina gore Man City, Atletico M’ in forveti Falcao’ yu gozune kestirmis durumda. Her ne kadar “The Sun” habercilik konusunda pek guvenilir bir kaynak olmasa da, Ingilizlerin Falcao icin 42 milyon euro onerecegi yaziliyor. Falcao Ispanya’ da ilk sezonunu gecirmesine ragmen oldukca basarili oldu ve simdiden 25 gole ulasti.

Diger bir dedikodu ise Chelsea’ nin Gonzalo Higuain’ i istemesi. Suphesiz ki, yeni bir olusuma gidecek Chelsea, kadrosu icin taze kan ariyor ve eger Sampiyonlar Ligi de kazanilirsa, Abramovich kesenin agzini acacaktir.

Her ne kadar bu cazip teklifler ortalikta dolassa da, La Liga kendi gelecegi acisindan en buyuk yildizlarini elde tutmak zorunda. Eger ki Premier League’ le basa bas mucadele etmek istiyorsa maddi olarak, kulupler bunu yapmalilar. Bu konuda da en guzel ornegi Mediapro’ dan Joan Bonareu veriyor: “Yurt disinda La Liga’ nin yayin haklari icin cok buyuk bir talep var. Mesela Fransa’da, La Liga icin Serie A’ ya gore daha fazla para teklif ediliyor. Ayni sey Uzak Dogu icin de gecerli. Ancak bu ilginin bu duzeyde kalmasi icin veya artmasi icin, La Liga en buyuk yildizlarini elinde tutmak zorunda.”

Suphesiz ki ciddilesen ekonomik ortamda iki takimin liderliginde giden La Liga’ yi zor gunler bekliyor. Eger Barca ve Real, diger kuluplerle arayi daha da acarsa, ilgi ve gelirler de o derece azalacaktir. Bunun olmamasi icin Valencia, Atletico M, Bilbao, Villareal, Malaga gibi takimlar ellerindeki oyunculari o kadar kolay cikartmamalilar.

Galatasaray vs. Fenerbahçe..

Sezonun tek bir maça sıkıştığı anlar olur.. İşte o anlardan biri yarın akşam Türk Telekom Arena’da yaşanacak.. Eğer Galatasaray kazanırsa işi bitirecek, Fenerbahçe kazanırsa ki temennimiz bu yönde, iş istediğimiz noktaya doğru gidecek..

Bu tip maçlarda kaybedecek birşeyi olmayan taraf benim için daha şanslıdır zira stres kısmını daha az yaşarlar.. Bu bizim psikolojik avantajımız.. Gerideyiz ve kaybedecek birşeyimiz yok.. Genelde şöyle düşünülür ; kaybedecek ne var zaten saldırmalıyız vs.. Bunlar çok yanlış.. Öncelikle rakibi irdeleyerek bunun nedenleri ortaya koyalım..

Galatasaray alan oyununu iyi oynayan bir takım.. Yakın ve agresif oynuyorlar.. Atak kaliteleri, pas kaliteleri, yaratıcılık potansiyelleri çok iyi değil ancak ön tarafta agresifler ve dediğim gibi yakın oynamaları nedeni ile bu noktadalar.. İşi bitirme anlamında iyi oyuncuları var.. Bunların da katkısı ile ligi önde bitirmeyi başardılar.. Ligin son dönemine doğru oyun kalitelerinin düştüğünü ancak mücadele ve agresiflik anlamında iyi olduklarını söyleyebiliriz.. İşte bu sebeple aslında çok pozisyon bulmamalarına rağmen son maçları az kayıpla geçmeyi başardılar..

Fatih Terim’i tanıyorsam bu maçta işi bitirmek isteyecektir.. Üstümüze geleceklerini tahmin ediyorum.. Hatta son dönemde olduğu gibi Necati-Elmander yerine Baros-Elmander ikilisi ile çıkmalarını bekliyorum.. Bu benim istemeyeceğim birşey zira ikisi de agresif ve rahatsız ediyorlar.. Defanstan toplu çıkışlarda yaşadığımız sıkıntılar malum.. Kenarıları iyi kullanmamız lazım bu anlamda..

Kadıköydeki maçın görüntüsü net.. Onların defanstan top çıkarma durumları daha kötü bizden ama ön tarafta daha agresifler.. Maçın başında onları çok zorladık, çok efor sarfettik.. Fizik kalite olarak bizden iyi olduklarını söyleyebilirim ve bunun nedeni ile çabuk yorulduk.. Bu fazla istek ve arzudan geldi bizim adımıza.. Oyunun son kısımlarında çok zorlandık.. Bunu biraz daha kontrollü yapmalıyız.. Sow ve Alex çok fedakarca oynamalı.. Özellikle geçen maç öncesinde yazdığım ve gerçekleşen durum gibi Semih üzerine oynamak şart.. Hep oradan top kaybettiler ve Eboue’de defansif açıdan iyi bir oyuncu olmaması nedeni ile özellikle sol taraflarını çok yaraladık.. Caner bu anlamda önemli oyuncu yarın akşam.. Hem defansif, hem ofansif olarak en hassas oyuncu gözümde.. Ortaya yanaşması, agresif ve baskılı oyununun yanında dikine gidebilmesi, şut-orta kalitesinin bulunması çok önemli.. Akıllı olması ise daha önemli zira en büyük sorunu bu Caner’in.. Bazen kendini kaybediyor.. Aman koçum..

Emre’nin yokluğunda Selçuk-Cristian ikilisi muhtemel gözüküyor.. Cristian muazzam oynuyor bu sene.. Benim için Caner ile beraber takımın en kilit oyuncuları.. Ancak Selçuk ile iyi ikili olmadıklarını hep söyledim.. Son birkaç maç iyi gözüktüler ancak bence bu maç için hele uygun değiller.. Baskı yenilen anlarda ki ben bunu Fatih Terim’den %100 bekliyorum, çok sıkıntımız olur..  Orada tıkanıklık yaşanır.. Burada düşünebilecek bazı opsiyonlar var.. Mehmet ortaya gelebilir ama sağ kenar ne olacak ? Dia-Stoch düşünenler çoğunlukta olacaktır ama ben buna katılmıyorum.. Durum gereği, çok tercih etmememe rağmen Gökhan ön tarafa çekilip arkasına Orhan denenebilir.. Bu durum da tıkanmaya yol açabilir ancak ben tüm olayı galibiyete kuruyorum.. Bu takım yapısı ile ön tarafta daha agresif olabiliriz ve oyunu sıkıştırabiliriz..

Oyunu soğutmak lazım dostlar.. Her geçen dakika adamları daha da strese sokacak.. Geçen maç kadıköyde olduğu gibi.. Şampiyonluk maçı olarak görüyorlar ve bu yukarıda dediğim gibi onlara baskıyı daha çok yaratacak.. Üstümüze geleceklerdir başlarda özellikle, sıkıntı yaşanırsa akıllı olmak lazım.. Misal oyunu soğutma amaçlı biraz ağır davranabiliriz, ufak sakatlık durumlarını yapabiliriz vs.. Sinir harbi bu dostlar.. Daha rahat olan, kafası daha berrak olan burada avantajlı..

Şimdi Selçuk’lu kadroyu düşünürsek salt kötü olur diyemeyiz.. Öncelikle fizik olarak orada bir üstünlüğü var.. Bunun yanında duran top meziyeti, maç şansı da yanında ancak baskı yersek ve oyuna çıkmada sorun yaşarsak asıl problemi orada göreceğiz.. Hoca idmanda çalışan kişi oyuncular ile, bunu hep söylüyorum.. Buna elbette bir karar verilecektir.. Ben sadece bir alternatif daha olduğunu ve mantıklı olduğunu ortaya koydum zira hep dediğim gibi, yanaşık oynamak, agresif olmak, bu anlamda ortadaki seken topları almak maçın anahtarı..

Oyunun geç anlarında işler istediğimiz gibi gider ve rakibi baskı altına alabilirsek özellikle dar alanda başarılı olan Stoch ve oyun içi agresifliği, arzusu iyi olan Bienvenu hamlesi cepte olmalı.. Bu maçın dengeli gittiği düşündüğümüz anlamda hamleler.. Eğer erken öne geçer isek ve bu 60-70 dakikalarında devam ederse bu sefer Alex yerine Henri düşünülmeli.. Ön tarafta hem top tutma anlamında, hemde rakibin üstüne geleceği anlarda değerlendirme anlamında önemli bu.. Önde baskı en iyi defans şeklidir.. Rakibi komple getirmemeli üstüne.. Son maçta bizi baskı altına aldılar, önde top tutamadık, sol bekleri ceza alanında seken topu aldı gol yaptı.. Ötesi yok bunun.. Başka da bir izahı yok.. Bu hamleyi yapalım, isterse yine gelsin o bekler oralara.. Şimdi hem gelmeleri zor olacak, hemde gelirse bunları değerlendirme şansın olacak.. Sow çok kaliteli ama Henri kadar agresif değil.. Topu daha iyi saklıyor, daha çok baskıya direniyor.. Bu çok önemli.. Son maçı getirelim aklımıza, kendi kendimize gömüldük hamleler ile..

433 sakın.. Ligin ilk yarısındaki maçta da söyledim, geçen maçta da söyledim, yazdım.. Aman.. Olmuyor, olmayacakta.. Lütfen artık görmek istemiyorum..

Bütün bu analizlerin kısa özeti şu ; agresif olmalıyız, asla defansı dip yapmamalıyız, asla birbirimizden uzak kalmamalıyız, asla üstüne zorlanılan olmamalı zorlayan olmalıyız.. Özellikle oyunun başında koş koş üstümüze gelecekleri anda onlara uymamalı, oyunu soğutmalıyız.. Bunlar çok önemli hususlar.. Son maç gözümüzün önünde.. Zorlayan olduğumuz takdirde organizasyon olarak iyi olmayan rakibe karşı şansımız çok daha fazla artar ama akıllı olmak şart..

Selçuk İnan için geçen maç önü de yazdım, temaslı oynamak lazım.. Gerek teknik olarak, gerek ise mental olarak çok iyi oyuncu ama fiziksel oyunu pek sevmiyor.. Çabuk bozuluyor.. Kafaya da takıyor sonra çok hata yapıyor.. Adamların en kritik oyuncusu organizasyon anlamında.. Elmander topları iyi alıp saklıyor, takımı atakta tutuyor.. İlk toplara basmalıyız, top aldırmamalıyız.. Bu bağlantıyı kesmek lazım.. Defanslarına zaten baskıyı söylemiştik.. Omurgada üstün olursak oyunda da üstün oluruz..

Zurnanın zort dediği yere geldik amiyane tabir ile.. 3 Temmuz’u düşünün, söylenenleri düşünün, Büyük Başkanı düşünün beyler.. Bundan güzel fırsat mı var cevap için ?! Ne güzel fırsattır.. İlkini kaçırdık, bunu kaçırmayalım..

Maç şansı yanınızda olsun, ayaklarınıza kuvvet..

Başarılar arkadaşlar.. Sizlerin yanındayız orada olmasak ta….

Saygılarımla..

Leo Messi, Wayne Rooney, Gareth Bale gibi isimlerin 16-17 yasinda parladiklari ve bol sifirli kontratlara imza attiklari donemde, artik genc futbolcu kavrami da bir hayli degisti. Eskiden belirli kaliplar icine sigdirilmis bu kavram, 18 yasindan 23-24 yasindaki oyunculara kadar giderdi. Ancak bugunlerde, saydigim isimlerin bayrak adam olduklari, genc futbolcular grubunun alt siniri 16 yasina dayandi. Fizik ve mental olarak o yasta artik abileriyle yarisacak hale gelen yetenekler, her sezon ustune koyarak, yeni yildizlar dogurarak onumuze geliyorlar.

Bu konuda “Amerika’ yi kesfetmik” bana dusmeyecek, zira futbolun “Amerika” sini yillar once Johan Cruyff yaratti La Masia ile. Bugun de o kesfin meyvelerini toplayan ve onlarin sayesinde dunyanin zirvesinde olan bir takim var. Ve o takimi basina oz evladi gectiginden beri de, Barcelona’ da adeta bir genc oyuncu firtinasi esiyor.

Josep Guardiola son iki sezonda alt yapidan bir cok ismi, buyuk sahneye, Nou Camp’ a cikararak, futbol otoritelerinin onune surdu – Thiago, Fontas, Cuenca, Tello. Onlarla beraber daha az sure verdikleri isimleri de sayarsak, bu sayi cok rahat yarim duzineyi asiyor. Pep de onlardan memnun olacak ki, korkmadan Barcelona B takimina rahatlikla alt kategorilerden isimleri alarak, onlarin profesyonel futbolda tecrubelenmelerini istiyor.

Barcelona’ nin La Masia’ sini konusurken, bugune kadar hep yeni Messi’lerden, Iniesta’ lardan bahsedildi. Ancak bugun herkesin merak ettigi yeni Eto’o – Jean Marie Dongou.

20 Nisan, 1995 yilinda Kamerun’ un en buyuk sehri Duala’ da dogan Dongou, 2008 yilinda bir kac arkadasiyla beraber Barcelona alt yapisina gelir. Tabi ki bunun gerceklesmesini saglayan, Kamerunlu genc futbolcularin idolu Samuel Eto’o ve onun cocuklara yardim eden vakfi.

Aslinda ilginc olan, tam Dongou’ nun geldigi sirada Eto’o’ nun Guardiola’ yla pek iyi iliskilerde olmamasi. Pep tam da Kamerunlu’ yu satis listesine koymus ve takimda revizyona gitmeyi planliyordu. Ancak o sezon sonunda Eto’o takimdan ayrilmadi ve bir sene daha kaldi. Iste o sene de Jean Marie Dongou’ nun kariyerinde can alici rolu oynadi.

La Masia’ ya adim attigi ilk gunden itibaren hizi ve gucu sayesinde, cesitli yas kategorilerinden hizla gecen Jean Marie, bir yil icinde tam uc yas kategorisi degistiriyor.

Dongou’ nun antrenorlerinden olan Oscar Garcia oyuncu icin “Bu cocuk icin sinir yok, eger boyle gelimseye devam ederse cok kolay zirveye ulasir” diyor.

Barcelona’ yi en iyi bilen gazetecilerden olan Graham Hunter, Dongou icin sunlari yaziyor: “Bana Romario’ yu hatirlatiyor. Ama ayni zamanda Eto’ o gibi her vurusu teknik ve bilincli, hizini hic konusmuyorum bile. Defansin arasina bir kobra gibi girip, istedigini aliyor. Abilerine soyleyecegim tek sey; simdiden hazirlanin, cunku sizinle ayni sahaya ciktiginda caninizi yakacak!”

Hunter’ in bu sozlerinin bos olmadigini anlamak icin, su iki detaya bakmak yeterli olacak sanirim. Cesitli alt yapi takimlarinda oynadigi zamanlarda ulastigi iki rekor: 14 gunde 20 gol atiyor; kendinden yasca buyuk olanlara oynadigi ligde, bir sezonda tam 70 gol atiyor. Isin ekstrasi da, Barca A takimiyla antrenmanlara cikmasi.

Bu sezon Jean Marie Dongou Barca B takimiyla 8 maca cikti ve hepsinde sonradan oyuna girdi. Ilk golunu de gectigimiz ay icinde Alcoyano’ ya karsi atti ve takimina 2-1′ lik galibiyeti getirdi.

Transfermarkt.de sitesine gore Dongou’ nun su andaki fiyati 100 000 euro ve sozlesmesi 30 Haziran’ da bitiyor. Bu da bir cok buyuk ve kalburustu takimlarin istahini kabartiyor. Herhalde tek gidemeyecegi yer Ingiltere, zira oradaki milli mac sayisi kriterine uygun degil.

Ote yandan Ispanyol pasaportu almasi icin sadece aylar kaldi ve ondan sonra isterse Ispanya Milli Takimini secebilir. Ancak Kamerun Federasyonu bu muthis yetenegi birakmak istemeyecektir.

Dongou hangi ulkeyi secerse secsin, hangi takimda kariyerine devam ederse etsin, bu su gercegi degistirmez; Barca bir muthis yetenegi daha futbol dunyasinin huzurlarina cikariyor ve eger onu izleyenlere inanirsak, cok yakinda Avrupa’ yi ve dunyayi sarsacak bir futbolcu geliyor.

Takip Et

Get every new post delivered to your Inbox.

Join 42 other followers